Anadolu ve Modern Türkiye’nin Tarihçesi

Günümüz modern Türkiye‘sinin olduğu Anadolu geçmişi uzun yıllara dayanıyor. Dünyanın en eski şehri olan Çatal Höyük M.Ö 7500-5000 yılları arasına dayanmaktadır ve Türkiye, Konya şehir merkezinde bulunmaktadır.

Ancak, yakın zamanda arkeologlar tarafından keşfedilen başka bir yerleşim alanı olan Göbekli Tepe M.Ö 11.000 tarihine dayanmaktadır. Buzul çağından sonra inşa edilmiş olup ancak bir şehir değildir, oldukça büyük bir arazide tepe üzerine kurulmuş olan bir yerleşim alanıdır.

Bir çok insan bu buluşların insan evrimini bozduğunu düşünmüştür çünkü bu daha öncesinde tarım’a önem gösterildiğini gösteriyor; insanlar hasat için tahıl aradılar ve hayvanları evcilleştirdiler böylece ibadet yerlerine yakın kalabildiler. Geçmiş dönemlerde bir çok farklı bölge bulunmaktaydı. Eski Tunç çağında Anadolulular ilk büyük şehirlerini inşa ettiler, bunlar Boğazkale ve en önemlisi olan Hitit Şehri idi.

Bölge Hititliler tarafından istila edildi. Kendi krallıklarının boyutunu arttırmanın yanı sıra, harika bir kültür geliştirmişlerdir. Birçok çanak çömlekleri, demir işçilikleri, altın takıları, figürleri Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Hitit imparatorluğu denize akın eden insanlar, kaçan forlar ve Ege denizi üzerinden Anadolu’ya yapılan akınlar nedeni ile zayıfladı. Hitit devleti Toros dağları arasında bir süre daha yaşamaya devam etti ancak büyük imparatorluk sona ermişti.

Modern Türkiye

Bölge bir süre güç boşluğunda kaldıktan sonra, Phrgianlılar, Urartular ve Lidyalılar dahil olmak üzere bir çok küçük gurup bölgede yaşadı ve gitti. Likyalılar yaptıkları icatlar ile ünlüdür.

M.Ö 550 yılında Pers imparatoru Cyrus tarafından işgal edildi ancak halefleri, İskender’in M.Ö 334 yılında yapmış olduğu büyük baskın ile Makedonya ve neredeyse bütün ortadoğuyu işgal etmesiyle yenilgiye uğramış oldu. İskender birçok lider arasında doğu ve batı kültürünü birleştirmek isteyen ilk liderlerden biriydi. Bizanslılar ve Osmanlılar da bunun için uğraş verdi ancak İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu yapılan savaşlar ile generaller arasında bölüştürüldü.

Kletler istilanın yanındaydılar ve Ancyra (Ankara)’ya başkent olarak yerleştiler, oradan Ege kentlerini yönettiler. Ancak Pergamum o zamanlar Anadolu’nun en güçlü imparatorluğu idi. Çok güçlü savaşçılara ve valilere sahiplerdi, tamamen sanatı desteklerlerdi ve aynı zamanda İskender’in rakibi olan muhteşem bir kütüphane’ye sahiplerdi.

Romalılar Anadolu’ya gelip burayı aldılar. Kontrolünü “Asya” kontrolünü elinde bulunduran Pergamum krallığına bıraktılar ancak son kral veliaht bırakmadan ölünce krallık Romaya geri döndü. M.Ö 129 yılında Romalılar kontrolü eline aldı ve Efes başkent ilan edildi.

Romalıların gelişi ile birlikte hritiyanlık geldi. Romalıların mükemmel yollarıyla din Yahudiye’de geliştirildi. Türkiye’nin güneyine doğru yayıldı ve yeterince güçlü olan Roma imparatoru Decius tarafından dinin yayılması için zulüm yapılması kararı verildi. Ancak feragat ettiğinde M.S.324 yılında kazandı ayrıca Helenik Bizans bölgesinde büyük bir şehir inşa etti ve M.Ö 330 yılında Yeni Roma olarak ilan etti, Konstantinopolis olarak bilinir hale geldi. Ölüm döşeğinde iken hristiyanlığı kabul ettiğini belirtti.

İmparator Justinianus Doğu Roma veya Bizans imparatorluğunu İtalya, Mısır, Anadolu ve Kuzey Afrika’nın en büyük gücü haline getirdi. Ayrıca Konstantinopolis birçok güzel dizayn edilmiş bina yapıldı. 1.000 yıl sonra görkemli bir cami haline getirilen Aya Sofya Klisesi yapımıştır.

Justinyen’in ölümünden beş yıl sonra Muhammed Mekke’de doğdu. M.S 612 yılında mediyaston yaparken Allah’ın kendisine buyurduğu “oku” emrini duydu. Bu ifadeler kendisinin ölümünden takipçileri tarafından kitap halinde toplarlanarak “Kur’an” haline getirildi.

İslam takipçileri diğer Arap kabileleri fetihlerine başladı. Muhammed’in ölümünden sadece 50 yıl sonra Mekke’nin yanı sıra, İran ve Mısır fethederek Konstantinopolis duvarları için tehdit haline geldiler. Gelecek yıllarda Bizans İmparatorluğunun gücüne meydan okudular.

Anadolu’da kurulan ilk Türk devleti Selçuklu İmparatorluğu idi. Orta Asyadan gelen Türkler 1055 yılında Bağdat’ta yakalandı ve 1071 yılında Malazgirtte Bizanslıları yendiler. Konstantinopolis’i almadılar ancak kendi başkentleri olarak İznik’i kurdular. İmparatorlukları farklı, güzel mimari ve tasarıma sahipti ancak çeşitli generallerin belli alanlar için kendi aralarında yaptıkları savaşlar ile bu durum hızla değişti.

Haçlı seferleri Konstantinopolis için iyi değildi, bir çok ordu kenti yağmaladır. Kısa bir süre sonra 13. yüzyılda Türklerin savaşçı bantları Ege ve Marmara kıyılarını devraldı. Erken liderlerinden oğul Osman Bursa yakınında ilerleyen zamanda Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşecek kadar büyüyecek olan prensliğini kurdu. 1453 yılında Mehmet kontrolündeki fetih güçleri Konstantinopolisi fethetti, ve büyük Osmanlı imparatorluğu’nun büyük çağı başlamış oldu. Muhteşem Sultan Süleyman zamanında yükselişe geçti (1520-1566).

Yüzyıllar boyunca İmparatorluğun Türk olmayan etnik ve dini alınlıkları Türk komşuları ile birlikte yaşamış ve kendi kanunlarına göre idare edilmişlerdir. Ancak imparatorluk Avrupa’dan gelen etnik milliyetçi akınlarını reddedince insanlar isyan başlattı. 1832 yılında Yunanistan Krallığı kuruldu ve Sırplar, Romenler ve diğer birkaç azınlık kendi bağımsızlık arayışlarına başladılar.

İmparatorluk dağıldıktan sonra Avrupalı güçler toprakları kendi aralarında paylaştılar. Rus imparatorluğu Türkleri koruyacağına dair söz verdi. Bunun sonucunda Osmanlı İmparatorluğu’na katılan İngiliz ve Fransızlar Kırım Savaşı (1853-1856) Ruslara karşı savaştı.

Sultan Abdül Hamit Han’ın ülkeyi moderleştirme çabalarına rağmen ülke parçalanmaya devam etti. Genç Türk hareketi 1908 yılında anayasanın restorasyonu için yeterince güç kazandı. Abdül Hamit Han tahttan indirildi ve yerine zayıf idareli kardeşi V.Mehmet getirildi.

Son yıllarında Sultan tahtta olmasına rağmen ülke, Genç Türk hareketinin sert ve yanlış kanunları benimsemiş olan üç üyesi tarafından yönetildi. I. Dünya savaşı başladığında yanlış bir karar vererek Almanların tarafında yer aldılar. Savaş sonrasında İstanbul ve Anadolu’nun bir çok bölgesi müttefik güçler tarafından paylaşılarak, Müslüman Türkler küçük bir kasabaya yerleştirildi.

Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra, Yunanlılar kendi İmparatorluklarını kurma planlarını yaptılar ve İngiltere’nin teşvik etmesi ile 15 Mayıs 1919 yılında Smyrna’yı aldılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun Mustafa Kemal isimli generali direniş güçlerini örgütlemeye başladı. 1920-1922 yılları arasında olan Kurtuluş Savaşı’nda Türkleri komuta ederek kaderi haline gelen Mustafa Kemal halk arasında ulusal bir kahraman haline geldi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu ve I. Dünya Savaşı sonrasında Türklere bırakılan yerler ile ilgili müzakerelerde bulundu.

Daha sonra toplumun görünümünü yenilemeye başladı. Çok eşlilik ve fez takılması kaldırıldı. Devlet dini olan İslam kaldırıldı ve 1928 yılında Latin alfabesi Arap alfabesinin yerini aldı. 1934 yılında kadınlara oy kullanma hakkı ve meclise girebilme yetkisi verildi. 1935 yılında Türkler o tarihe kadar kullandıkları ilk isimlerinin yanı sıra aile isimlerinin de olması gerektiğine karar verdiler. Mustafa Kemal’e “Baba Türk” anlamına gelen Atatürk olarak ilan edildi. Atatürk 10 Kasım 1938 yılında vefat etti. Ölmeden önce ki son isteklerinden biri Türkiye‘nin II. Dünya Savaşından uzak kalması oldu ve arkadaşı aynı zamanda halefi olan İsmet İnönü bunun böyle olmasını sağladı.

Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi ilk ve tek siyasi partiydi ancak 1946 ve 1950 yılları arasında gerçek demokrasi 1950 yılında Demokrat partinin 1950 yılında seçimleri kazanması ile gerçeğe dönüşmüş oldu. 1960 yılında çok güçlü duruma geldileri için ordu anayasaya’yı korumak için müdahale etmek durumunda kaldı. Deneme amaçlı olarak bir çok lider ve parti lideri konuldu, Adnan Menderes idam edildi. 1970 yılında ordu tekrar müdahale etti ve 1980 yılında ekonomi çökme noktasına geldi. 1983 yılında yeni anayasa ile yapılan seçimleri ordu komutasının favorisi olmayan Anavatan Partisi kolaylıkla kazandı. Yeni Başbakan Turgut Özal, dünya bankası ekonomisti idi ve çökmüş olan iş dünyasında 1980’li yıllarda büyük bir yükseliş olmasını sağladı.

Günümüz itibari ile Türkiye’de Adalet ve Kalkınma partisi iktidarı vardır, Recep Tattip Erdoğan bu partinin Başkanı ve aynı zamanda ülkenin Başkanı’dır. Parti kendisini muhafazakar toplumsal, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini destekleyen batı yanlısı olarak tanımlıyor. Aynı zamanda İslamcı ve başörtüsü kurallarını azaltmıştır.